Haberler

İŞGALCİLERLE İŞBİRLİĞİ YAPAN TERCÜMANLARIN DURUMU


İŞGALCİLERLE İŞBİRLİĞİ YAPAN TERCÜMANLARIN DURUMU ABD ve koalisyon denen onun güdümündeki ülkeler, son 50 yılda birçok ülkeyi işgal ettiler. Bu esnada, işlerini görebilmek için yerleşik tercümanlardan faydalandılar. Bunu yaparken, bu tercümanlara işgal sonrasında aileleriyle birlikte Amerika'ya göçebilme, yani "Green Card" denen süresiz ikamet hakkını mükâfat olarak vermeyi vaat ettiler. 
Şimdi, bu vaatlerini yerine getirmediklerini, "kullandıkları" tercümanlara bin bir zorluk çıkararak, onları Amerika'ya almadıkları konusu medyada tartışıldı. Amerikalıların tercümanlara yönelik nankörlüğü bir yana, işin bir de etik boyutu var. Benim görüşlerim şu yöndedir:
Şimdi adamlar, eften püften gerekçelerle, 30 yıldır Ortadoğu'da tepemizdeler ve işgalcilik yapıyorlar. (Efe, bu Amerikalılar işgalci mi, Raid ci me onu da bir ara tartışalım, nitekim belli bir süre kaldıktan sonra çekiliyorlar ya... 
Şu Moğol İstilası olayına atfen.) 
Dün Vietnam, bugün Irak, Afganistan, belki bir gün Türkiye... 
Böyle bir işgalde, tercümanlar olarak biz, "düşmanla" demek istiyorum, işbirliği yapıp, istihbarat, askeriye ve devletin tüm kurumlarının lağvedilmesinde, yani ülkenin topyekün işgal edilmesinde dil anlamında arabuluculuk yapacağız, sonra da işgalciler çekilirken, "hani giderken bizi de götürecektiniz, hani bize Green Card, sattınız bizi, çoluğumuz çocuğumuz var bizim" diye arkalarından ağlayacak mıyız? Amerikalılar, işbirlikçileri kandırırken, onlara kendi hükümetlerinin ve devletlerinin diktatör olduğunu (ki bu olabilir), Amerikalıların ülkeyi kurtaracaklarını ve daha adil bir düzen inşa edeceklerini, tercümanların da bu kurtuluş savaşının kahramanları olacaklarını empoze ve endoktrine ederler. Tercümanlar da belki saflıklarından, belki ideolojik olarak desteklemedikleri mevcut hükümetlerinden ve devlet yapısından kurtulmak için, gaza gelip, bu fikirleri benimseyebilirler.
Soruyorum; bu kendini kurtarmak için yapılan "vatan hainliği" değil de, nedir? Şöyle bir düşünce olabilir mi? "Ben tercümanım, işimi yapar, paramı alır, geçer giderim. Ne vatan-millet, ne bayrak tanırım, profesyonelim ben sonuçta." 
Şimdi bu "işbirlikçi" Iraklı ve Afgan tercümanların hakları falan diyoruz ama, olaya bir de işgal edilen ülkenin ve o ülkenin insanlarının penceresinden bakmakta fayda var. Bir ülke perişan edilecek, bir daha, belki 50 yıl belini doğrultamayacak şekilde yerle bir edilecek, bu talan yapılırken düşmanla iş yapmış "kollaboratör" bir esnaf sınıflarından biri (burada tercümanlar), bundan dolayı mükafatlandırılacak... 
Bu ahiliğe sığar mı?
Bence kurşuna dizilmeleri gerekir. Hangi mesleği icra ederse etsin, bir "insan", eğer insan olduğunu iddia ediyorsa, kiminle veya kime çalıştığına iyi karar vermesi lazım. Cüzdandan önce, vicdan muhasebesi yapması lazım. Cerrahsın, organ mafyasına çalışıp böbrek çalıyorsun. Kimyagersin, kimyasal silah üretmeye çalışıyorsun, bomba nasıl daha fazla insan öldürür diye proje yapıyorsun. Bunlar bence zaruret değil, kişisel tercih. Ruhunu satmak ve şeytanın avukatlığını, bizim durumumuzda tercümanlığını yapmaktan farksız.
Yarın bir gün, bu emperyalist kan emiciler, bizim de tepemize çökmeye karar verirlerse, ne tarafta duracağımıza karar verelim, bunun muhasebesini şimdiden kendi aramızda yapalım derim.
O gün geldiğinde safları sıkı tutalım. Bilmiyorum, belki de ben yanılıyorum. 

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, ey cemaat-ü mütercimin?

Aktan Aydoğmuş

 


 

Bu sayfayı paylaş